Sosyal Medyada Hakaret ve İtibar Davaları: Şikâyet Süreci, Ceza ve Tazminat

Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, internet ortamında işlenen hakaret, iftira ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki paylaşımlar büyük bir hızla artmıştır. Bu tür paylaşımlar hem ceza hukuku hem de tazminat hukuku açısından sonuç doğurur. Bu makalede  sıkça karşılaşılan sosyal medyada hakaret suçu, itibar zedelenmesi nedeniyle açılan tazminat davaları ve içeriklerin kaldırılması (erişimin engellenmesi) süreci ele alınmaktadır.

Sosyal Medyada Hakaret Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu m. 125 uyarınca hakaret, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onuruna saldırılmasıdır. Bu fiilin sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları veya internet siteleri üzerinden, yani basın yayın yoluyla veya internet ortamında alenen işlenmesi, TCK m. 125/4 uyarınca cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli haldir.

Uygulamada en sık karşılaşılan sosyal medya kaynaklı hakaret biçimleri şunlardır:

  • Paylaşım, yorum veya özel mesaj yoluyla doğrudan hakaret içeren ifadeler kullanılması.
  • Bir kişiye gerçeğe aykırı suç veya ahlaka aykırı davranış isnat edilmesi (iftira niteliğinde paylaşımlar).
  • Sahte hesap açılarak mağdur adına itibar zedeleyici içerik paylaşılması.
  • Mağdurun rızası dışında özel görüntü, fotoğraf veya bilgilerinin paylaşılarak teşhir edilmesi.

Hakaret Suçunda Şikâyet Süreci ve Süresi

Hakaret suçu, TCK m. 131 uyarınca şikâyete bağlı suçlar arasında yer alır. Mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir; bu süre hak düşürücü niteliktedir. Şikâyet, doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına yapılabileceği gibi kolluk birimlerine de yapılabilir.

Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında failin kimliğinin tespiti çoğu zaman güçlük arz eder; bu noktada şikâyet dilekçesiyle birlikte ilgili paylaşımın ekran görüntüsü, bağlantı (URL) adresi ve mümkünse noter tespiti şeklinde delillerin sunulması, savcılığın yürüteceği IP tespiti ve sosyal medya platformlarına yapılacak bilgi taleplerinin hızlanmasını sağlar.

İtibar Zedelenmesi Nedeniyle Tazminat Davası

Sosyal medyada yapılan hakaret veya itibar zedeleyici paylaşımlar, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu m. 24-25 kapsamında kişilik haklarına saldırı niteliği taşır. Mağdur, ceza şikâyetinden bağımsız olarak veya bununla birlikte, failin sorumluluğuna dayanarak manevi tazminat davası açabilir (TBK m. 58). Bazı durumlarda paylaşım nedeniyle ticari itibarın zedelenmesi, müşteri kaybı gibi somut zararların ortaya çıkması halinde maddi tazminat talebi de gündeme gelebilir.

Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde mahkeme; paylaşımın yayılma kapsamı (görüntülenme, paylaşılma sayısı), ifadenin ağırlığı, failin kusur derecesi ve tarafların sosyal-ekonomik durumunu birlikte değerlendirir. Tazminat davası açma süresi, haksız fiillere ilişkin genel zamanaşımı kurallarına tabidir; zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde dava açılmalıdır (TBK m. 72).

İçeriğin Kaldırılması ve Erişimin Engellenmesi

5651 sayılı Kanun kapsamında, kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünen kişiler, ilgili içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi için Sulh Ceza Hâkimliğine başvurabilir. Hâkim, talebi değerlendirerek içeriğin kaldırılmasına veya siteye erişimin engellenmesine karar verebilir; bu karar, içerik veya yer sağlayıcıya (sosyal medya platformuna) bildirilerek uygulanır. Bu yol, ceza ve tazminat davalarından bağımsız olarak, paylaşımın yayılmasını acilen durdurmak isteyen mağdurlar için pratik bir çözüm sunar.

Sosyal medya hesabının ele geçirilmesi veya sahte hesap üzerinden kişisel verilerin (fotoğraf, iletişim bilgisi, özel mesaj içerikleri) izinsiz paylaşılması hallerinde, hakaret ve kişilik hakkı ihlalinin yanı sıra KVKK ihlalleri kapsamında ayrı bir başvuru ve şikâyet hakkı da doğabilir; bu iki süreç çoğu zaman birlikte yürütülür. Örneğin mağdurun rızası dışında paylaşılan özel fotoğraf ve mesajlar hem hakaret/teşhir suçunu hem de kişisel verinin hukuka aykırı işlenmesini oluşturabilir; bu durumda hem Cumhuriyet Başsavcılığına hem de Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na ayrı ayrı başvurulması, mağdurun haklarını daha güçlü şekilde koruma altına alır.

Anonim Paylaşımlarda Fail Tespiti

Sosyal medyada hakaret içerikli paylaşımların önemli bir kısmı sahte veya anonim hesaplar üzerinden yapılmaktadır. Bu durumda savcılık, ilgili platformdan ve erişim sağlayıcılardan IP kayıtlarının talep edilmesi yoluyla failin kimliğini tespit etmeye çalışır. Yurt dışı merkezli platformların adli yardımlaşma süreçlerinin uzun sürebilmesi nedeniyle, mağdurun delilleri (ekran görüntüsü, bağlantı, tarih-saat bilgisi) en başından itibaren eksiksiz ve zaman damgalı şekilde toplaması, sürecin sonuçlanma süresini kısaltan en önemli unsurdur.

Sonuç

Sosyal medyada işlenen hakaret ve itibar zedeleyici paylaşımlar, hem ceza hem hukuk hem de KVKK boyutuyla birlikte değerlendirilmesi gereken çok yönlü bir uyuşmazlık alanıdır. Şikâyet ve dava sürelerinin kısa olması, delillerin doğru şekilde toplanması gerekliliği ve birden fazla hukuki yolun aynı anda işletilebilmesi nedeniyle, sürecin bir bilişim hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi mağdurun haklarını en etkin şekilde koruma altına alır. Bu konuda destek almak isteyenler, somut olaylarına özgü değerlendirme için Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk ile iletişime geçebilir.

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

——————————–

*İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içesinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir.  Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Haklar, Şikâyet Süreci ve Tazminat

KVKK İhlalleri: Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Haklar, Şikâyet Süreci ve Tazminat

Teknolojinin hayatın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi, paylaşılması veya korunamaması, hem bireyler hem de şirketler için ciddi hukuki sonuçlar doğuran bir uyuşmazlık alanı haline gelmiştir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), bu alandaki temel düzenlemeyi oluşturmaktadır. Bu makalede  sıkça karşılaşılan KVKK ihlalleri, ilgili kişinin sahip olduğu haklar, Kurul’a şikâyet süreci ve tazminat talebi ele alınmaktadır.

KVKK Kapsamında Kişisel Veri ve Veri İhlali Nedir?

KVKK m. 3’e göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir; ad-soyad, T.C. kimlik numarası, adres, telefon numarası, IP adresi, görüntü ve ses kayıtları bu kapsama girer. Sağlık verileri, biyometrik veriler, dernek/sendika üyeliği gibi bilgiler ise özel nitelikli kişisel veri sayılır ve daha sıkı koşullarda işlenebilir (KVKK m. 6).

Uygulamada en sık karşılaşılan KVKK ihlalleri şunlardır:

  • Açık rıza alınmaksızın kişisel verilerin işlenmesi veya üçüncü kişilerle paylaşılması.
  • Veri sorumlusunun gerekli teknik ve idari tedbirleri almaması sonucu veri sızıntısı (veri ihlali) yaşanması.
  • Kişisel verilerin amacı dışında veya işleme şartları ortadan kalktıktan sonra saklanmaya devam edilmesi.
  • İlgili kişinin aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmeden verilerinin işlenmesi.
  • Pazarlama, reklam veya bilgilendirme amaçlı iletişimlerde (e-posta, SMS, arama) onay alınmaksızın kişisel verilerin kullanılması.

İlgili Kişinin KVKK Kapsamındaki Hakları

KVKK m. 11, veri sahibine (ilgili kişiye) veri sorumlusuna başvurarak kullanabileceği geniş bir hak kataloğu tanımaktadır. Bu haklar arasında; kişisel verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme, işlenme amacını ve amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme, yurt içinde veya yurt dışında verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme, eksik veya yanlış işlenmişse düzeltilmesini isteme, işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktığında silinmesini veya yok edilmesini isteme, otomatik sistemlerle analiz edilmesi sonucu aleyhine bir sonuç ortaya çıkmasına itiraz etme ve kanuna aykırı işleme nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini talep etme yer almaktadır.

Veri Sorumlusuna Başvuru: Şikâyetin Zorunlu Ön Şartı

KVKK m. 13 uyarınca, ilgili kişinin doğrudan Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na (Kurul) şikâyette bulunabilmesi için, öncelikle talebini veri sorumlusuna yazılı olarak veya Kurul’un belirlediği diğer yöntemlerle iletmesi zorunludur. Veri sorumlusu, başvuruyu en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırmak zorundadır; işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Kurulca belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilir.

Kurul’a Şikâyet Süreci

Veri sorumlusunun cevap vermemesi, talebi reddetmesi veya verdiği cevabın yetersiz bulunması hallerinde, ilgili kişi Kurul’a şikâyette bulunabilir. Şikâyet hakkının kullanılabilmesi için belirli süreler öngörülmüştür:

  • Veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz gün,
  • Her hâlükârda başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde şikâyet yoluna başvurulması gerekir.

Kurul, şikâyet üzerine yaptığı inceleme sonucunda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlendiği kanaatine varırsa, hukuka aykırılığın giderilmesine karar verebilir; gerekli görmesi halinde ihlalin niteliğine göre veri sorumlusu hakkında idari para cezası uygulayabilir. KVKK kapsamındaki idari para cezaları (aydınlatma yükümlülüğüne, veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere aykırılık gibi) her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmekte olup, ihlalin ağırlığına göre yüksek meblağlara ulaşabilmektedir.

Tazminat Davası: Maddi ve Manevi Zararın Tazmini

KVKK’ya aykırı veri işleme nedeniyle ilgili kişinin maddi veya manevi bir zarara uğraması halinde, Kurul’a şikâyetten bağımsız olarak veya şikâyet süreciyle birlikte genel hükümlere göre tazminat davası açılabilir. Bu davalarda Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümleri (TBK m. 49 vd.) ile kişilik haklarının korunmasına ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleri (TMK m. 24-25) birlikte uygulama alanı bulur. Manevi tazminat talebinde, kişisel verinin niteliği (örneğin özel nitelikli veri olup olmadığı), ihlalin yayılma kapsamı ve mağdurun bu ihlal nedeniyle yaşadığı kişilik hakkı zedelenmesi belirleyici unsurlardır.

Veri ihlalinin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiği hallerde (kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi, başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi TCK m. 135-138), ilgili kişi ayrıca ceza şikâyetinde de bulunabilir; bu durumda hukuk ve ceza süreçleri paralel olarak yürütülebilir.

Şirketler Açısından KVKK Uyumu ve Veri İhlali Bildirimi

Veri sorumlusu sıfatını taşıyan şirketler için KVKK uyumu yalnızca bireysel şikâyetlere karşı savunma değil, aynı zamanda önleyici bir yükümlülüktür. Kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi halinde, veri sorumlusunun bu durumu en kısa sürede ilgili kişiye ve Kurul’a bildirmesi gerekir; Kurul, gecikmeksizin ve mümkün olan en kısa süre olarak 72 saat içinde bildirim yapılmasını esas almaktadır. Veri Sorumluları Sicili’ne (VERBİS) kayıt yükümlülüğünün yerine getirilmemesi de ayrı bir idari yaptırım sebebidir. Şirketlerin VERBİS kaydı, aydınlatma metinleri, açık rıza formları ve veri saklama-imha politikalarının hukuka uygun şekilde hazırlanması, hem idari para cezası riskini azaltır hem de olası tazminat davalarında şirketin iyi niyetinin ve gerekli özeni gösterdiğinin ispatına hizmet eder.

Sonuç

KVKK ihlalleri, gerek bireyler gerek şirketler açısından kısa başvuru sürelerine tabi, teknik bilgi ve usul bilgisi gerektiren bir alandır. İlgili kişinin haklarını süresinde ve doğru mercide kullanması, idari şikâyet ile tazminat davası arasındaki stratejik tercihin doğru yapılması, sürecin sonucunu doğrudan etkiler. KVKK ve bilişim hukuku alanında destek almak isteyen bireyler ve şirketler, somut olaylarına özgü değerlendirme için Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk ile iletişime geçebilir.

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

——————————–

*İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içesinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir.  Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN HUKUKİ SÜRECİ

Kentsel Dönüşümün Hukuki Süreci: 6306 Sayılı Kanun Kapsamında Güncel Uygulama (2026)

Kentsel dönüşüm, Türkiye’de özellikle deprem riski taşıyan bölgelerde, güvenli ve sağlıklı yaşam alanları oluşturmak amacıyla yürütülen en önemli kamusal müdahalelerden biridir. Temel hukuki dayanağı, 16.05.2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile bu Kanun’un uygulama yönetmeliğidir.

2023-2024 yıllarında getirilen salt çoğunluk (%50+1) uygulaması, 4 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Uygulama Yönetmeliği değişikliği ile daha da netleştirilmiş ve süreç hızlandırılmıştır. Bu değişiklikler karar alma, toplantı usulleri, tebligat, pay satışı ve tapu güvenliği konularında önemli yenilikler getirmiştir.

1. Riskli Yapı Tespiti Aşaması

Kentsel dönüşüm süreci, riskli yapı veya riskli alan tespit edilmesiyle başlar.

  • Başvuru: Kat maliklerinden tek bir malikin (veya kanuni temsilcisinin) başvurusu yeterlidir. Diğer maliklerin onayı aranmaz.
  • Tespit Yetkilisi: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum/kuruluşlar tarafından yapılır (beton karot örneği, taşıyıcı sistem incelemesi vb.).
  • Rapor Onayı ve Tebliğ: Hazırlanan rapor İl Müdürlüğü/Başkanlık tarafından onaylanır. Onay sonrası tapuya “Riskli Yapı” şerhi işlenir.
  • Tebliğ Usulü: Maliklere tebligat gönderilir; ayrıca bina girişine asılır ve muhtarlıkta 2 gün ilan edilir. İlanın son günü tebliğ tarihi sayılır.

İtiraz ve Dava Hakkı Malikler, tebliğden itibaren 15 gün içinde Bakanlık İl Müdürlüğü’ne yazılı itiraz edebilir. İtirazlar Teknik Heyet tarafından incelenir (30 gün içinde karar verilir; verilmezse zımnen ret). İtiraz yolundan bağımsız olarak, tebliğ/öğrenme tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi‘nde iptal davası açılabilir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılır.

Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra maliklere 60 gün içinde yapıyı tahliye edip yıktırma yükümlülüğü doğar.

2. Tahliye ve Yıkım Aşaması

  • Malikler, kiracılara ve sınırlı ayni hak sahiplerine en az 90 gün önce yazılı bildirimde bulunur.
  • Tahliye edilmezse idarece tahliye ve yıkım yapılır; masraflar maliklerden tahsil edilir.
  • Yıkım sonrası tapuda riskli yapı şerhi kalksa da, 2026 değişikliği ile “6306 sayılı Kanun kapsamında dönüşüm işlemi devam etmektedir” şeklinde açıklayıcı bir şerh konulur → tapu güvenliği artırılmıştır.
  • Tahliye olan malik ve kiracılara kira yardımı ödenir (2026’da İstanbul için maliklere aylık ~8.000 TL civarı, kiracılara toplu ödeme; tutarlar her yıl güncellenir).
  • Bazı projelerde “Yarısı Bizden” gibi devlet destekli kampanyalar devam eder (hibe + kredi).

3. Yeniden Yapım ve Karar Alma Süreci (En Önemli Değişiklik: 2026)

2026 yönetmelik değişikliği ile salt çoğunluk (%50+1) uygulaması daha sağlam bir usule bağlanmıştır.

  • Toplantı Zorunluluğu: Karar almak için toplantı yapılması zorunludur. En az bir malikin talebiyle toplantı çağrısı yapılır.
  • Çağrı Usulü: Muhtarlıkta, bina ilan panosunda, noter aracılığıyla veya elektronik tebligatla duyurulur. İlan 15 gün askıda kalır.
  • Karar Yeter Sayısı: Toplantıda hazır bulunanların salt çoğunluğu (%50+1) yeterlidir.
  • Karar İçeriği: Yeni projenin şartları, müteahhit teklifi, arsa payı dağılımı vb. açıkça belirtilir.

Karara Katılmayan Maliklere Özel Süreç (Madde 15/A)

  • Karara katılmayan maliklere, karar ve teklif şartları usulüne uygun tebliğ edilir (tebliğde teklifin incelenebileceği yer belirtilir).
  • Tebliğden sonra 15 gün içinde anlaşma sağlanmazsa, malikin payı idarece açık artırmayla satılır.
  • Satış işlemi tamamlanmadan yapı ruhsatı başvurusu yapılamaz → 2026 değişikliği ile bu zincir kopmaz hale getirilmiştir.

4. Yapı Ruhsatı ve İnşaat Aşaması

  • Salt çoğunluk kararı + tebligat + pay satışı prosedürü tamamlandıktan sonra idareye ruhsat başvurusu yapılır.
  • Müteahhit teminat oranı %6 olarak belirlenmiştir (2026 güncellemesi).
  • İnşaat tamamlandıktan sonra kat mülkiyeti kurulur ve yeni tapular dağıtılır.

5. Devlet Destekleri ve Haklar

  • Kira Yardımı: Tahliye eden maliklere ve kiracılara illere göre değişen miktarda kira yardımı (e-Devlet üzerinden başvuru).
  • Taşınma Yardımı ve faiz destekli kredi imkanları mevcuttur.
  • Kiracılar tahliye tazminatı talep edebilir; ancak riskli yapı tespiti kiracıya doğrudan itiraz hakkı vermez.

Sonuç: Profesyonel Hukuki Destek Neden Önemli?

Kentsel dönüşüm süreci, mülkiyet hakkı, sözleşme ve idari işlem dengesini doğrudan ilgilendiren karmaşık bir alandır. 2026 değişiklikleriyle süreç hızlanmış olsa da, tebligat usulleri, toplantı çağrıları, 15 günlük satış süreleri ve tapu şerhleri gibi ayrıntılarda küçük bir hata bile hak kaybına yol açabilir. Riskli yapı tespitinden, pay satışı davasına, müteahhit ile yapılan sözleşmelerin denetlenmesinden yıkım itirazlarına kadar her aşamada uzman bir avukatın desteği, hem süreci hızlandırır hem de hak kayıplarını önler.

Ofisimiz, kentsel dönüşüm davalarında yılların deneyimiyle müvekkillerine danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Kentsel Dönüşüm Avukatı Ekibimizin Hizmetleri

  • Binanızın riskli olup olmadığının tespiti konusunda lisanslı kuruluşlara yüksek ücretler ödemeden önce binanızın ön değerlendirmesinin yapılması (sağlam, güçlendirme gerekli, yeniden yapılmalı konusunda ön değerleme)
  • Riskli yapı tespiti ücretlerinin maliklerin cebinden çıkmadan nasıl yaptırılacağı konusunda danışmanlık verilmesi
  • Riskli yapılarda bundan sonraki süreç hukuki, mühendislik, mimarlık uzmanlığı ve piyasa bilgilerini gerektirmektedir. Bu konularda, deneyimlerimize dayanarak maliklere izleyecekleri yolda ışık tutulması
  • Riskli yapı tespitinden, binanın yıkımına ve tekrar yeni binanıza taşınana kadar geçen tüm süreçte maliklere uzman desteği verilmesi
  • Riskli Yapı tespiti akabinde yıkım ve yeniden inşa sürecini kapsayan dönemde sürecin hukuki takibinin yapılması
  • Mevzuat uyarınca, yıkım ve yeniden inşa işlemlerine muvafakat göstermeyen maliklere ilişkin iş ve işlemlerin takibi
  • İnşaat şirketleri ve apartman yönetimi toplantılarına katılarak, tarafların izlemeleri gereken yolları göstermek
  • Kentsel dönüşüm süreci ile ilgili mevzuata aykırı yapılan kat malikleri kurulu toplantılarında alınan kararların iptali davalarının takibi
  • Hukuki sürecin yönetimi için malikler arasında yapılan toplantılarda maliklerin bilgilendirilmesi
  • Olumsuz oy kullanan maliklere mevzuat uyarınca gönderilmesi gereken ihtarnamelerin hazırlanması
  • Yıkım sürecini engelleyecek şekilde daireyi boşaltmayan kat maliklerine karşı ihtarnamelerin gönderilmesi ve neden oldukları zararlar için diğer kat maliklerince rücu davalarının açılması ve takibi
  • Hukuki sürecin yönetimi için malikler arasında yapılan toplantılarda maliklerin bilgilendirilmesi
  • Yapılan görüşmeler doğrultusunda; kat karşılığı inşaat sözleşmesi, hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi, ortak şirket veya kooperatif kurulması gibi size en uygun iş ve sözleşme modeli oluşturulması
  • SPK onaylı değerleme şirketlerine halen mevcut bağımsız bölümlerin paylaşıma esas değerler için puantaj toplantılarında hukuki önerilerde bulunulması, yol gösterilmesi
  • İnşaat şirketi ve apartman yönetimi ile görüşmelerde baz oluşturacak inşaat/yatırım hukuki ve teknik sözleşmelerinin hazırlanması
  • Konsept ve ana proje seçim süreçlerinde gereken hukuki yardımların yapılması
  • Maliklere yapılacak taşınma ve kira yardımı gibi süreçlerde hukuki yardımların yapılması
  • Maliklerin, devlet destekli inşaat kredilerini süratle alabilmeleri konusunda tam destek verilmesi
  • Apartman yönetimine inşaat süresince sözlü veya yazılı olarak danışmanlık yapılması
  • Kaba inşaat sürerken müteahhidin sözleşmeye uymasının sağlanması için hukuki yardımda bulunulması ve gerekirse ihtarname çekilmesi
  • İmar durumu değişiklikleri sonucunda sözleşmenin revize edilmesi
  • Kat malikleri ve apartman yönetiminin SPK Değerleme Şirketi gibi diğer taraflarla olan sözleşmelerinin hazırlanması
  • Binanın iskanın alınması sürecinde müteahhidin sözleşmeye uyması konusunda hukuki yardımda bulunulması

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

——————————–

*İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içesinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir.  Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur.