Anlaşmalı Boşanma Davası: Şartları, Protokol ve Süreç

Anlaşmalı boşanma davası, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin boşanma ve sonuçları üzerinde uzlaşarak evliliği çoğunlukla tek duruşmada sona erdirdikleri yoldur. Türk Medeni Kanunu m. 166/3’te düzenlenir. Şartlar gerçekleştiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir ve ayrıca ispat aranmaz.

Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, eksik veya belirsiz bir protokolle duruşmaya girilmesidir; hâkim protokolü uygun bulmazsa boşanmaya anlaşmalı olarak karar verilemez. Ayrıca 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, boşanmayla bağlantılı mal rejimi taleplerinin dava şeklini değiştirmiştir. Aşağıda şartları, protokolün içeriğini ve süreci adım adım ele alıyoruz.

Anlaşmalı Boşanmanın Dört Şartı (TMK m. 166/3)

  1. Bir yıllık evlilik süresi: Evlenme tarihinden dava tarihine kadar en az bir yıl geçmiş olmalıdır.
  2. Ortak başvuru veya kabul: Eşler mahkemeye birlikte başvurmalı ya da bir eşin açtığı davayı diğeri kabul etmelidir.
  3. Bizzat dinlenme: Hâkim tarafları duruşmada bizzat dinlemeli ve iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir. Bu nedenle tarafların duruşmada hazır bulunması zorunludur; vekil beyanı yeterli değildir.
  4. Protokolün uygun bulunması: Hâkim, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Hâkim gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir.

Uygulama notu: Evlilik bir yılı doldurmadan açılan davada TMK m. 166/3 uygulanamaz. Taraflar anlaşmış olsa dahi dava genel boşanma sebebine göre görülür ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispatı gerekir. Taraflardan birinin hüküm verilmeden önce anlaşmadan dönmesi hâlinde de dava çekişmeli olarak devam eder.

Boşanma Protokolünde Neler Yer Almalı?

Protokol, boşanmanın tüm sonuçlarını açık ve uygulanabilir biçimde düzenlemelidir. Belirsiz ifadeler, boşanmadan sonra yeni davalara yol açan en yaygın nedendir.

Konu Protokolde yazılması gereken Dikkat edilecek nokta
Velayet Çocuğun velayetinin hangi ebeveynde kalacağı Ortak velayet, tarafların anlaşması ve çocuğun üstün yararına uygun olması hâlinde Yargıtay uygulamasında kabul edilebilmektedir
Kişisel ilişki Hafta sonu, bayram ve tatil günleri, saatler, teslim yeri Genel ifade yerine somut takvim yazılmalıdır
İştirak nafakası Aylık tutar, ödeme günü ve yıllık artış yöntemi Artış yöntemi yazılmazsa her artış için ayrı dava gerekir
Yoksulluk nafakası Talep olup olmadığı, varsa tutarı Talep yoksa bu husus açıkça yazılmalıdır
Maddi ve manevi tazminat Karşılıklı talep olup olmadığı Ödeme varsa tutar ve vade belirtilmelidir
Mal rejimi ve ziynet Taşınmaz, araç, birikim ve ziynetlerin kimde kalacağı Genel “başka talep yoktur” ifadesi mal rejimi alacaklarından feragat sayılmayabilir; tasfiye istenmiyorsa açıkça yazılmalıdır

Yargılama gideri ve vekâlet ücreti

Giderlerin kimde kalacağı Karşılıklı vekâlet ücreti talep edilmeyeceği belirtilmelidir

7589 Sayılı Kanun ile Ne Değişti?

  • Belirsiz alacak davası kaldırıldı: HMK m. 107 yürürlükten kalktı. Protokolde tasfiye edilmeyen katılma alacağı, değer artış payı veya ziynet talepleri artık kısmi dava olarak açılır ve HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus talep artırımı yapılır.
  • Duruşmalar arası süre: HMK m. 147/3 uyarınca duruşmalar arası süre kural olarak üç ayı geçemez. Bu kural özellikle anlaşmalı davanın çekişmeliye dönüştüğü dosyalarda önem taşır.
  • Arabuluculuk: Boşanmada zorunlu arabuluculuk getirilmemiştir. Boşanma ve velayet arabuluculuğa elverişli değildir; mali sonuçlar konusunda ise ihtiyari arabuluculuk mümkündür.

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar

Kriter Anlaşmalı boşanma Çekişmeli boşanma
Evlilik süresi En az bir yıl Şart yok
İspat Gerekmez Boşanma sebebi ispat edilmelidir
Duruşma sayısı Çoğunlukla tek duruşma Tanık ve bilirkişi aşamalarıyla birden çok duruşma
Kusur tartışması Yapılmaz Tazminat ve nafaka bakımından belirleyicidir
Sonuçları kim belirler Taraflar, hâkimin onayıyla Mahkeme

Çekişmeli sürecin ayrıntısı için bkz. Medeni Kanundaki genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri.

Süreç Nasıl İşler? Adım Adım

  1. Protokolün hazırlanması: Velayet, nafaka, kişisel ilişki ve mali sonuçlar yazılı hâle getirilir ve taraflarca imzalanır.
  2. Dava açılması: Dava dilekçesi ve protokol, TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yer aile mahkemesine sunulur.
  3. Harç ve gider avansı: Başvuru harcı ve tebligat giderleri yatırılır.
  4. Duruşma: Taraflar bizzat dinlenir, protokol okunur ve hâkim uygun bulursa boşanmaya karar verir.
  5. Gerekçeli kararın tebliği: Karar taraflara tebliğ edilir.
  6. Kesinleşme: Tebliğden itibaren iki haftalık istinaf süresi beklenir. Tarafların istinaf hakkından feragat etmesi hâlinde karar daha erken kesinleşir.
  7. Nüfus kaydı: Kesinleşen karar mahkemece nüfus müdürlüğüne bildirilir ve medeni hâl güncellenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanmada avukat zorunlu mu? Hayır. Ancak protokolün eksiksiz hazırlanması, ileride açılabilecek nafaka ve mal rejimi davalarını önler. Aynı avukat iki eşi birlikte temsil edemez; her eş kendi avukatıyla temsil edilebilir.

Eşlerden biri duruşmaya gelmezse ne olur? Hâkim tarafları bizzat dinlemek zorunda olduğundan anlaşmalı boşanmaya karar verilemez. Duruşma ertelenir veya dava çekişmeli olarak devam eder.

Protokol duruşmada değiştirilebilir mi? Evet. Hâkim çocuğun üstün yararı veya hakkaniyet gereği değişiklik önerebilir; taraflar kabul ederse boşanmaya değişen protokolle karar verilir.

Boşanan kadın hemen evlenebilir mi? TMK m. 132 uyarınca evliliğin sona ermesinden itibaren 300 günlük bekleme süresi vardır. Kadının önceki eşinden gebe olmadığı tıbben belgelenirse mahkeme bu süreyi kaldırabilir.

Boşandıktan sonra velayet veya nafaka değiştirilebilir mi? Evet. Koşulların önemli ölçüde değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi ya da nafakanın artırılması veya azaltılması için yeniden dava açılabilir. Yoksulluk nafakasındaki güncel gelişmeler için bkz. Süresiz nafaka ve AYM kararı.

İlgili yazılar:

Kanun metinleri için Mevzuat Bilgi Sistemi, içtihat taraması için Yargıtay Karar Arama kullanılabilir.

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir. Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur. Boşanma protokolünüzün hazırlanması için bizimle iletişime geçin.

Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? AYM Kararı ve Yoksulluk Nafakasının Geleceği

Süresiz nafaka, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe Türk Medeni Kanunu m. 175 uyarınca bağlanan yoksulluk nafakasının kanunda bir süre sınırına bağlanmamış olmasıdır. Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla m. 175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’nın 2, 5 ve 17. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir.

Kararın ardından uygulamada en sık yapılan hata, nafaka yükümlüsünün ödemeyi kendiliğinden durdurmasıdır. İptal kararı ne yoksulluk nafakasını kaldırır ne de kesinleşmiş nafaka hükümlerini ortadan kaldırır. Aşağıda kararın kapsamını, yürürlük takvimini, mevcut nafakalara etkisini ve bugün başvurulabilecek hukuki yolları ele alıyoruz.

AYM Kararı Neyi İptal Etti?

İptal, yoksulluk nafakası kurumunun tamamına değil, yalnızca nafakanın “süresiz olarak” istenebileceğini düzenleyen ibareye ilişkindir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin, diğer eşin mali gücü oranında nafaka isteme hakkı devam etmektedir.

Nafaka türü Dayanak AYM kararının etkisi
Tedbir nafakası TMK m. 169 Etkilenmez; dava süresince bağlanır
Yoksulluk nafakası TMK m. 175 “Süresiz olarak” ibaresi iptal edildi; kurum devam ediyor
İştirak (çocuk) nafakası TMK m. 182 Etkilenmez
Yardım nafakası TMK m. 364 Etkilenmez

Yürürlük Takvimi: İptal Ne Zaman Hüküm Doğurur?

Anayasa Mahkemesi, kanun boşluğu doğmaması için iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Bu tarihe kadar TMK m. 175 mevcut hâliyle uygulanmaya devam eder ve mahkemeler süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakasına hükmedebilir.

Kanun koyucunun bu süre içinde yoksulluk nafakasına süre veya ölçüt getiren yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) nafakaya ilişkin bir hüküm içermemektedir. Kamuoyunda tartışılan süre sınırı önerileri ise henüz yasalaşmamıştır.

Uygulama notu: Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez (Anayasa m. 153/5). Bu nedenle 30 Haziran 2027’den önce ödenmiş nafakaların iadesi istenemez; yeni düzenlemenin derdest ve kesinleşmiş nafakalara nasıl uygulanacağı, çıkarılacak kanunun geçiş hükümlerine göre belirlenecektir.

Mevcut Nafaka Kararları Ne Olacak?

Kesinleşmiş nafaka kararları, iptal kararı nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Nafaka yükümlüsü ödemeyi durdurursa alacaklı ilamlı icra takibi başlatabilir. Ayrıca İİK m. 344 uyarınca nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir.

Bu nedenle değişen koşullara dayanan her talep, ödemeye devam edilerek ve mahkeme kararıyla ileri sürülmelidir. Yükümlünün tek taraflı olarak ödemeyi kesmesi, sonradan haklı çıksa dahi birikmiş borç ve icra masrafı riskini doğurur.

Bugün Nafaka Nasıl Kaldırılır veya Azaltılır? (TMK m. 176)

İptal kararının yürürlüğe girmesini beklemeden, TMK m. 176’daki sebeplerle nafakanın kaldırılması veya azaltılması bugün de mümkündür.

Durum Sonuç Başvurulacak yol
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi Nafaka kendiliğinden sona erer Gerekirse icra takibine itiraz veya tespit davası
Taraflardan birinin ölümü Nafaka kendiliğinden sona erer Gerekirse icra takibine itiraz
Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması Mahkeme kararıyla kaldırılır Nafakanın kaldırılması davası
Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması Mahkeme kararıyla kaldırılır Nafakanın kaldırılması davası
Alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesi Mahkeme kararıyla kaldırılır Nafakanın kaldırılması davası
Tarafların mali durumunun değişmesi Artırılır veya azaltılır Nafakanın azaltılması / artırılması davası

Uygulamada en sık başvurulan sebep, alacaklının düzenli bir işe girmesi veya miras gibi yollarla yoksulluğunun ortadan kalkmasıdır. Gelirin yoksulluğu sona erdirip erdirmediği, miktarı ve tarafların boşanma öncesi yaşam standardı birlikte değerlendirilerek belirlenir; asgari ücret düzeyindeki gelir konusunda Yargıtay kararlarında somut olaya göre farklı sonuçlara ulaşılmaktadır.

Davalar aile mahkemesinde görülür ve dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Karar verilinceye kadar mevcut nafaka hükmü geçerliliğini korur.

30 Haziran 2027 Sonrası İçin Olası Senaryolar

  • Yeni düzenleme yapılırsa: Hâkim, kanunda öngörülecek süre ve ölçütlere göre yoksulluk nafakasını sınırlı süreyle bağlayacaktır. Mevcut nafakalar bakımından uyarlama talepleri geçiş hükümlerine göre değerlendirilecektir.
  • Düzenleme yapılmazsa: “Süresiz” ibaresinin kalkmasıyla kanunda süre konusunda bir boşluk doğar. Öğretide, bu durumda hâkimin TMK m. 1 uyarınca süreyi takdir edebileceği görüşü ileri sürülmektedir.

Süreç Nasıl İşler? Adım Adım

  1. Dosyanın incelenmesi: Boşanma ilamı, nafaka hükmü ve varsa icra dosyası incelenir.
  2. Ödemeye devam: Mahkeme kararı alınıncaya kadar nafaka ödemeleri sürdürülür.
  3. Delil toplama: SGK hizmet dökümü, tapu ve araç kayıtları, banka hareketleri, sosyal medya içerikleri ve tanıklar ile değişen koşullar belgelenir.
  4. Dava: Yetkili aile mahkemesinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılır.
  5. Takip: 30 Haziran 2027’ye kadar çıkacak yasal düzenleme ve geçiş hükümleri izlenerek ek talepler değerlendirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Süresiz nafaka kalktı mı? Henüz hayır. AYM’nin iptal kararı 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir; bu tarihe kadar TMK m. 175 mevcut hâliyle uygulanır.

AYM kararına dayanarak nafaka ödemeyi bırakabilir miyim? Hayır. Kesinleşmiş nafaka kararı geçerlidir; ödenmeyen nafaka için icra takibi yapılabilir ve İİK m. 344 uyarınca tazyik hapsi gündeme gelebilir.

Çocuk nafakası da süreli hâle mi geliyor? Hayır. Karar yalnızca boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakasına ilişkindir; iştirak nafakası kapsam dışıdır.

Erkek eş de yoksulluk nafakası alabilir mi? Evet. TMK m. 175 cinsiyet ayrımı yapmaz; şartları taşıyan her iki eş de yoksulluk nafakası talep edebilir.

Boşanma davam devam ediyor, karar beni etkiler mi? Hüküm 30 Haziran 2027’den önce kurulursa mevcut düzenleme uygulanır. Daha sonra kurulacak hükümler bakımından yeni kanun ve geçiş hükümleri belirleyici olacaktır.

İlgili yazılar:

Kanun metni için Mevzuat Bilgi Sistemi, kararın tam metni için Anayasa Mahkemesi Karar Bilgi Bankası ve Resmî Gazete arşivi kullanılabilir.

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir. Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur. Nafaka dosyanızın değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçin.

Çekişmeli Boşanma, Şişli Avukat, Beşiktaş Avukat, İstanbul Hukuk

Çekişmeli Boşanma-İstanbul Boşanma Avukatı

Boşanma sürecinde eşler ya anlaşarak ya da çekişerek evlilik birliğini sonlandırmaktadır. Eşlerin tüm konularda uzlaşmaları veya uzlaşmamış olmasına göre açılacak davaya anlaşmalı boşanma davası ya da çekişmeli boşanma davası olacaktır.

Daha fazla oku “Çekişmeli Boşanma-İstanbul Boşanma Avukatı”

Miras Hukuku Rehberi- Saklı Pay ve Tenkis Davası, Vasiyetnamenin İptali ve Mirasın Reddi

Miras hukuku, kişinin ölümünden sonra mal varlığının kanuni mirasçılar ve varsa atanmış mirasçılar arasında nasıl paylaşılacağını düzenleyen, aile içi hassasiyetlerin en yoğun yaşandığı hukuk dallarından biridir. Bu makalede  sıkça karşılaşılan üç temel miras uyuşmazlığı ele alınacaktır: saklı pay ihlali nedeniyle açılan tenkis davası, vasiyetnamenin iptali şartları ve mirasın reddi süreci.

Saklı Pay Nedir, Kimler Saklı Pay Sahibidir?

Türk Medeni Kanunu, miras bırakana mal varlığı üzerinde tasarruf serbestisi tanırken, belirli yakın mirasçıları tamamen mirastan yoksun bırakamayacağı şekilde bir güvence altına almıştır. Bu güvenceye saklı pay denir (TMK m. 506 vd.). Saklı pay sahibi mirasçılar şunlardır:

  • Altsoy (çocuklar, torunlar): Yasal miras payının yarısı saklı paydır.
  • Anne ve baba: Yasal miras payının dörtte biri saklı paydır.
  • Sağ kalan eş: Altsoy ile birlikte mirasçı ise yasal payının tamamı, anne-baba ile birlikte mirasçı ise yasal payının dörtte üçü, tek başına mirasçı ise yasal payının tamamı saklı paydır.

2017 yılında yapılan kanun değişikliğiyle kardeşler saklı pay sahibi olmaktan çıkarılmıştır. Miras bırakan, saklı pay dışında kalan kısım üzerinde (tasarruf nisabı) vasiyetname veya miras sözleşmesiyle dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.

Tenkis Davası Nedir, Hangi Hallerde Açılır?

Miras bırakan, sağlığında yaptığı bağışlarla veya ölüme bağlı tasarruflarla (vasiyetname, miras sözleşmesi) saklı pay sahibi mirasçıların yasal haklarını ihlal ederse, bu mirasçılar tenkis davası açarak haklarını arayabilir (TMK m. 560 vd.). Tenkis davasının konusu, saklı payı zedeleyen kazandırmanın saklı payı aşan kısmının iptal edilerek miras kütlesine iade edilmesidir.

Uygulamada tenkis davasına en sık konu olan işlemler şunlardır:

  1. Miras bırakanın sağlığında bir mirasçıya veya üçüncü kişiye yaptığı taşınmaz bağışları.
  2. Düşük bedelle yapılan, gerçekte bağış niteliği taşıyan satışlar (bu noktada muris muvazaası ile tenkis davası sıklıkla birlikte gündeme gelir; muvazaalı işlemlerde önce tapu iptali, gerçek bağış niteliğindeki işlemlerde ise tenkis yoluna gidilir).
  3. Vasiyetname ile yapılan, saklı payı aşan kazandırmalar.
  4. Miras sözleşmesiyle yapılan ölüme bağlı tasarruflar.

Tenkis Davasında Süre ve İspat

Tenkis davası açma hakkı, mirasçının saklı payının zedelendiğini ve kendisine yapılan tenkise tabi kazandırmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 571). İspat yükü, saklı payının ihlal edildiğini iddia eden mirasçıya aittir; mahkeme bu süreçte miras bırakanın terekesinin değerini, yapılan kazandırmaların niteliğini ve tarihini bilirkişi marifetiyle tespit eder.

Vasiyetnamenin İptali Şartları

Vasiyetname, miras bırakanın ölüme bağlı son iradesini açıkladığı, kanunda öngörülen şekil şartlarına tabi bir hukuki işlemdir. TMK m. 557 vd. hükümlerine göre vasiyetnamenin iptali, aşağıdaki sebeplerden birinin varlığı halinde dava yoluyla istenebilir:

  • Ehliyetsizlik: Vasiyetnameyi düzenlediği sırada miras bırakanın ayırt etme gücünden yoksun olması.
  • Şekil eksikliği: Resmi vasiyetnamede memur ve tanık huzurunda gerçekleştirilmesi gereken işlemlerin eksik yapılması; el yazılı vasiyetnamede tarih, imza veya bizzat yazma şartlarına uyulmaması.
  • İrade fesadı: Vasiyetnamenin miras bırakanın yanılması, aldatılması, korkutulması veya zorlanması sonucu düzenlenmiş olması.
  • Hukuka veya ahlaka aykırılık: Vasiyetnamenin içeriğinin veya bağlandığı koşulun hukuka, ahlaka aykırı olması.

Vasiyetnamenin iptali davası, vasiyetnamenin iptalinde menfaati bulunan herkes (saklı pay sahibi olsun olmasın) tarafından açılabilir. Dava açma süresi, davacının iptal sebebini ve kendi hakkını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her halde vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren on yıldır (TMK m. 559). Vasiyetnamenin iptali ile saklı payın tenkisi davaları zaman zaman birlikte açılabilir; vasiyetnamenin şekil veya ehliyet yönünden tamamen geçersiz olduğu iddiası iptal davasının, saklı payın belirli oranda aşıldığı iddiası ise tenkis davasının konusunu oluşturur. Bu davaları bir avukat aracılığıyla takip edecek mirasçıların, miras davalarına özgü yetkiler içeren bir vekaletname düzenletmesi gerekir; bu konudaki ayrıntılar vekaletname nasıl çıkartılır başlıklı yazımızda yer almaktadır.

Mirasın Reddi (Mirası Reddetme) Süreci

Miras, mirasçıların kabulüne bağlı olmaksızın miras bırakanın ölümüyle kendiliğinden mirasçılara geçer (TMK m. 599). Ancak tereke, miras bırakanın borçlarının mal varlığını aşması ihtimaline karşı, mirasçılara terekeyi reddetme hakkı tanınmıştır.

Gerçek Ret

Yasal ve atanmış mirasçılar, mirası kayıtsız şartsız reddedebilir (TMK m. 605 vd.). Ret süresi, mirasçının mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren üç aydır. Ret beyanı, sulh hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü olarak yapılır ve mahkemece bir tutanakla tespit edilir. Süresi içinde ret beyanında bulunulmazsa miras kayıtsız şartsız kazanılmış sayılır.

Hükmen (Karine Olarak) Ret

Mirasın açıldığı tarihte miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, mirasın reddedilmiş olduğu kabul edilir (TMK m. 605/2). Bu durumda mirasçının ayrıca bir ret beyanında bulunmasına gerek kalmaz.

Mirasın Hükmen Reddi Davası ile Borçtan Sorumluluk

Mirasçılar, terekenin borca batık olduğunu sonradan öğrenirlerse ve süresi içinde reddetmemişlerse, belirli şartlarla mirasın hükmen reddi davası açarak sorumluluktan kurtulma imkânına sahiptir. Ayrıca mirasçılar, miras bırakanın borçlarından kişisel mal varlıklarıyla sorumlu olmamak için resmi tasfiye talep etme hakkına da sahiptir (TMK m. 619 vd.).

Tapu Kayıtlarıyla Bağlantılı Miras Uyuşmazlıkları

Saklı pay ihlali veya muvazaalı devirler genellikle tapu sicilindeki kayıtlarla doğrudan ilişkilidir. Miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirlerinin gerçek bağış niteliğinde olduğu tespit edildiğinde tenkis davası, devrin tamamen muvazaalı (görünüşte satış, gerçekte bağış) olduğu hallerde ise tapu iptal ve tescil davası gündeme gelir. Bu iki dava türü arasındaki farkın doğru tespiti, davanın hangi hukuki sebebe dayandırılacağını ve dolayısıyla sürecin başarısını doğrudan etkiler.

Sonuç

Saklı pay ihlali, vasiyetnamenin geçersizliği ve mirasın reddi süreçlerinin her biri, kısa hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri içermesi nedeniyle zamanında ve doğru hukuki adımların atılmasını gerektirir. Özellikle terekede taşınmaz mal varlığının bulunduğu, miras bırakanın sağlığında yaptığı devirlerin tartışmalı olduğu durumlarda, sürecin bir miras hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi, hem hak kayıplarının önüne geçer hem de gereksiz yere uzayan davaların önlenmesini sağlar. Mirasçılar arasında dava açmadan önce uzlaşma sağlanması istenen hallerde, miras paylaşımı uyuşmazlıklarında da uygulama alanı bulan ihtiyari arabuluculuk sistemi ve süreci hakkındaki yazımız yol gösterici olabilir.  Miras hukuku alanında destek almak isteyen mirasçılar, somut olaylarına özgü değerlendirme için Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk ile iletişime geçebilir.

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

——————————–

*İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içesinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir.  Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur.

Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi- Anlaşmalı Boşanma Protokolü, Mal Paylaşımı ve Nafaka:

Boşanma süreci, taraflar için yalnızca duygusal değil aynı zamanda hukuki açıdan da titizlikle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu (TMK), boşanmayı anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki temel başlıkta düzenlemektedir. Bu makalede İstanbul’da, özellikle Şişli ve Beşiktaş bölgesinde sıkça karşılaşılan anlaşmalı boşanma protokolünün nasıl hazırlanması gerektiği, evlilik birliği içinde edinilen malların paylaşımı ve nafaka türleri ile hesaplama yöntemleri ele alınacaktır.

Anlaşmalı Boşanma Nedir, Hangi Şartlarda Mümkündür?

TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için iki temel şart aranır: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin birlikte mahkemeye başvurması ya da bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi. Ayrıca tarafların boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) ile çocukların durumu (velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası) konusunda düzenleyecekleri protokolü hâkimin onaylaması gerekir. Hâkim, protokolü uygun bulmazsa taraflardan değişiklik isteyebilir; taraflar bu değişikliği kabul ederlerse boşanmaya karar verilir.

Tarafların anlaşamadığı, kusur tartışmasının öne çıktığı hallerde ise süreç çekişmeli boşanmaya döner ve kanunda sayılan özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, terk vb.) ile genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması ileri sürülür. Anlaşmalı boşanmanın asıl avantajı, tarafları bu kusur tartışmasından ve uzun yargılama sürecinden kurtarmasıdır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Protokol, boşanmanın iskeletini oluşturan ve ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önlemeyi amaçlayan bir belgedir. Sağlıklı bir protokolde aşağıdaki unsurların eksiksiz ve açık biçimde yer alması gerekir:

  • Taraf kimlik bilgileri ve evlilik bilgileri: Tarafların kimlik bilgileri, evlilik tarihi ve nüfus kayıt bilgileri.
  • Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi: Müşterek çocuk varsa velayetin kime bırakılacağı, diğer ebeveyn ile kurulacak kişisel ilişkinin gün, saat ve tatil dönemleri itibarıyla net biçimde belirlenmesi.
  • İştirak nafakası: Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım payı.
  • Yoksulluk ve tedbir nafakası: Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek tarafa ödenecek nafaka miktarı ve ödeme şekli (aylık/peşin, artış oranı dahil).
  • Maddi ve manevi tazminat: Taraflardan birinin kusurlu davranışı nedeniyle uğranılan zararın karşılanmasına ilişkin talepler.
  • Mal paylaşımı: Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesine ilişkin anlaşma; taşınmaz, araç, banka hesabı, ortak kredi borçları gibi kalemlerin paylaşım esasları.
  • Ev eşyaları ve kişisel eşyalar: Genellikle ihmal edilen ama uyuşmazlığa açık bir konu olduğundan ayrıca düzenlenmesi tavsiye edilir.

Süreci avukat aracılığıyla yürütecek taraflar için ayrıca, boşanma ve nafaka davalarına özgü yetkiler içeren özel vekaletname düzenlenmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz; bu konudaki ayrıntılar vekaletname nasıl çıkartılır başlıklı yazımızda yer almaktadır.

Protokolün taraflarca imzalanması tek başına yeterli değildir; duruşmada hâkim huzurunda her iki tarafın da protokolü serbest iradeleriyle kabul ettiklerini beyan etmeleri gerekir. Bu nedenle protokolün, ileride “irade fesadı” (hata, hile, baskı) iddialarına mahal vermeyecek şekilde, açık ve dengeli bir dille kaleme alınması büyük önem taşır. Şişli ve Beşiktaş’taki aile mahkemelerinde görülen anlaşmalı boşanma davalarında, protokolün eksiksiz hazırlanmış olması, davanın tek celsede sonuçlanmasını sağlayan en önemli unsurdur.

Evlilik Birliğinde Edinilen Malların Paylaşımı

2002 yılından sonra evlenen çiftler için kanuni mal rejimi, aksi sözleşmeyle kararlaştırılmadığı sürece edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 202 vd.). Bu rejimde her eşin kendi malları üzerinde tasarruf yetkisi devam eder; ancak evlilik süresince edinilen mal varlığındaki artış, boşanma anında tasfiyeye tabi tutulur.

Kişisel Mallar ile Edinilmiş Mallar Arasındaki Fark

  • Kişisel mallar (TMK m. 220): Evlenmeden önce sahip olunan mallar, miras veya bağış yoluyla edinilen mallar, manevi tazminat alacakları gibi kalemler kişisel mal sayılır ve paylaşıma dahil edilmez.
  • Edinilmiş mallar (TMK m. 219): Çalışma karşılığı elde edilen kazançlar, sigorta tazminatları, rant gelirleri, kişisel malların gelirleri ve evlilik süresince yapılan birikimlerle edinilen taşınır-taşınmazlar bu kapsamdadır.

Mal Paylaşımı Hangi Esasa Göre Yapılır?

Tasfiye sürecinde önce her eşin kişisel malları ile edinilmiş malları ayrıştırılır. Edinilmiş mallardaki net artık değer (varlıklardan borçlar düşüldükten sonra kalan tutar) hesaplanır ve bu artık değerin yarısı üzerinde diğer eşin katılma alacağı doğar. Örneğin evlilik süresince alınan bir taşınmazın tapu kaydı yalnızca bir eş üzerine olsa dahi, bu taşınmaz edinilmiş mal niteliğindeyse diğer eş, taşınmazın değer artışından pay talep edebilir.

Anlaşmalı boşanmalarda taraflar, mal paylaşımını protokol içinde serbestçe düzenleyebilir; ancak çekişmeli süreçlere dönüşen mal rejimi tasfiyesi davalarında genellikle bilirkişi incelemesi yoluyla taşınmazın edinim tarihi, kaynağı ve değer artışı tespit edilir. Bu nedenle, özellikle taşınmaz mal varlığı yüksek olan çiftlerde protokol hazırlanmadan önce mal rejimi tasfiyesi hesaplamasının bir aile hukuku avukatı eşliğinde yapılması, ileride açılacak ayrı bir mal paylaşımı davasının önüne geçer. Mal rejimi tasfiyesi sürecinde tapuda yapılan devirlerin gerçek niteliğinin tartışmalı olduğu durumlarda, konuyla bağlantılı olarak tapu iptal ve tescil davaları hakkındaki yazımız da yol gösterici olacaktır.

Nafaka Türleri ve Hesaplama Yöntemleri

Türk hukukunda boşanma sürecinde gündeme gelen nafaka türleri birbirinden farklı amaçlara hizmet eder:

Tedbir nafakası: Dava süresince, eşlerin ve varsa çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilir. Dava açılmasıyla birlikte talep edilebilir ve boşanma kararı kesinleşene kadar devam eder.

Yoksulluk nafakası: Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha az kusurlu ya da kusursuz olan eş lehine hükmedilir (TMK m. 175). Süresiz olarak bağlanabilir; ancak nafaka alacaklısının evlenmesi, taraflardan birinin ölümü veya alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması halinde sona erer.

İştirak nafakası: Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin, çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerine katkı payı olarak ödediği nafakadır (TMK m. 182, m. 327 vd.) ve çocuğun ergin olmasına kadar devam eder, eğitim hayatı sürüyorsa uzatılabilir.

Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?

Kanunda sabit bir nafaka tarifesi bulunmamaktadır; hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu, geçim koşullarını ve hakkaniyeti gözeterek takdir yetkisini kullanır. Uygulamada dikkate alınan başlıca kriterler şunlardır:

  1. Nafaka yükümlüsünün gelir düzeyi ve mal varlığı.
  2. Nafaka alacaklısının kendi geçimini sağlayıp sağlayamadığı.
  3. Çocuğun yaşı, eğitim durumu ve özel ihtiyaçları.
  4. Tarafların evlilik süresince sahip olduğu yaşam standardı.

Anlaşmalı boşanmalarda nafaka miktarı protokolde taraflarca serbestçe belirlenebilir; ancak hâkim, özellikle çocuk lehine belirlenen iştirak nafakasının yetersiz olduğu kanaatine varırsa miktarın artırılmasını isteyebilir. Nafakaya her yıl TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) oranında artış uygulanması, enflasyonist ortamda nafaka alacaklısının mağduriyetini önlemek açısından protokollerde sıkça tercih edilen bir yöntemdir. Ödenen nafakanın sonradan geri istenip istenemeyeceği gibi süreç sonrası uyuşmazlıklar için nafaka iadesi başlıklı Yargıtay kararı incelememize de göz atabilirsiniz.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma, taraflar arasında uzlaşı sağlandığında en hızlı ve en az yıpratıcı çözüm yolu olsa da, protokolün eksik veya dengesiz hazırlanması; ileride mal paylaşımı, nafaka artırımı veya tazminat talepli yeni davaların açılmasına yol açabilmektedir. Mal paylaşımı gibi konularda dava açmadan önce uzlaşmaya çalışmak isteyen taraflar için ihtiyari arabuluculuk sistemi ve süreci hakkındaki yazımızı incelemenizi de öneririz. Bu nedenle gerek protokol hazırlığı gerekse mal rejimi tasfiyesi ve nafaka hesaplaması aşamalarında, deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması, sürecin sağlıklı ve haklarınızı koruyacak şekilde sonuçlanmasını sağlar.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup somut olaya özgü hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Boşanma, mal paylaşımı veya nafaka süreciniz hakkında detaylı bilgi almak için Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk ile iletişime geçebilirsiniz.

Boşanma Avukatı, İstanbul Boşanma Avukatı, Şişli Avukat, Beşiktaş Avukat, Beşiktaş Hukuk Bürosu

Boşanma Avukatı

Boşanma davalarının hızlı ve sorunsuz bir biçimde son bulması, boşanmanın ardından bir takım yasal problemler ile karşı karşıya kalmamak adına boşanma ve aile hukuku konusunda profesyonel bir boşanma avukatı ile çalışmanın yararı ve önemi kabul edilen bir gerçektir.

Daha fazla oku “Boşanma Avukatı”

Medeni Kanundaki Özel Boşanma Sebepleri

Medeni Kanundaki Özel Boşanma Sebepleri

4721 sayılı Türk Medenî Kanununda, özel boşanma sebepleri beş maddede düzenlenmiştir. Bunlar zina (TMK m. 161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162), suç isleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163), terk (TMK m. 164) ve akıl hastalığıdır (TMK m. 165).

Daha fazla oku “Medeni Kanundaki Özel Boşanma Sebepleri”

EVLİLİKTE MAL DAVASI

Evlilik Birliğinde Mal Davası
Mal rejimi tasfiyesi, evli çiftlerin evlilik birliği içerisinde sahip edinmiş olduğu malların evliliklerinin sona ermesi sonrasında paylaşımın nasıl yapılacağına dair kuralları içermektedir. Eşler evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları mal paylaşımına dair kendi aralarında rejim türlerinden birini seçerek sözleşme imzalayabilirler. Ancak eşler mal rejimi türlerinden birini seçmemişler ise nikah tarihlerine göre yasal mal rejimi hangisi ise o yasal mal rejimine tabi olacaklardır.

 

Daha fazla oku “EVLİLİKTE MAL DAVASI”

İstanbul BOŞANMA AVUKATI

Son yıllardaki artış ile birlikte özellikle büyük şehirlerde açılan davaların büyük bir kısmını boşanma davaları oluşturuyor. Boşanma davalarındaki bu artış ile birlikte boşanma, velayet, nafaka gibi konular en çok merak edilen hukuki konular arasına girmiş durumda. Yazımızda boşanma hakkında merak edilen konuları kısaca açıklamak adına müvekkiller tarafından sıklıkla sorulan sorulara yer verdik. Ancak hak kaybı yaşanmaması ve tarafların menfaatlerinin korunması bakımından hukuki sürecin alanında uzman bir avukat ile takip edilmesi her zaman yararınıza olacaktır.  Boşanma davası açma konusunda uzman bir avukat yardımı almak sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır.  Bu alanda uzmanlığa sahip olarak , detaylı bilgi edinebilmek için bir İstanbul boşanma avukatı ile görüşmeniz menfaatinize olacak, doğru bir yönlendirme sağlayacak olan İstanbul avukat uzmanlığına danışabilirsiniz.

  • Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri genel ve özel olarak ikiye ayrılmaktadır.

Genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelden sarsılması diğer adıyla şiddetli geçimsizliktir.

Özel boşanma sebepleri ise ;zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığıdır.

Bu sebeplerden herhangi birine dayanarak çekişmeli boşanma davası açılabilir.

  • Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli boşanma davası tarafların anlaşmalı olarak boşanması dışında kalan her türlü boşanma sebeb

ine dayanarak açılmış olan boşanma davalarıdır. Başka bir ifadeyle boşanma, nafaka, velayet gibi boşanma ile ilgili konularda tarafların anlaşamaması ile açılan davalar olarak tanımlanır. Daha fazla oku “İstanbul BOŞANMA AVUKATI”

İstanbul BOŞANMA DAVASI

Son yıllardaki artış ile birlikte özellikle büyük şehirlerde açılan davaların büyük bir kısmını boşanma davaları oluşturuyor. Boşanma davalarındaki bu artış ile birlikte boşanma, velayet, nafaka gibi konular en çok merak edilen hukuki konular arasına girmiş durumda. Yazımızda boşanma hakkında merak edilen konuları kısaca açıklamak adına müvekkiller tarafından sıklıkla sorulan sorulara yer verdik. Ancak hak kaybı yaşanmaması ve tarafların menfaatlerinin korunması bakımından hukuki sürecin alanında uzman bir avukat ile takip edilmesi her zaman yararınıza olacaktır. Detaylı bilgi edinebilmek için bir İstanbul uzman boşanma davası avukatına danışınız.

  • Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri genel ve özel olarak ikiye ayrılmaktadır.

Genel boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelden sarsılması diğer adıyla şiddetli geçimsizliktir.

Özel boşanma sebepleri ise ;zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığıdır.

Bu sebeplerden herhangi birine dayanarak çekişmeli boşanma davası açılabilir.

  • Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?
  • Çekişmeli boşanma davası tarafların anlaşmalı olarak boşanması dışında kalan her türlü boşanma sebebine dayanarak açılmış olan boşanma davalarıdır. Başka bir ifadeyle boşanma, nafaka, velayet gibi boşanma ile ilgili konularda tarafların anlaşmaya varamaması durumunda açılan davalar olarak tanımlanabilir. Daha fazla oku “İstanbul BOŞANMA DAVASI”