İcra Takibine İtiraz, Haciz İşlemine İtiraz ve İstihkak Davaları

İcra Takibine İtiraz, Haciz İşlemine İtiraz ve İstihkak Davası:

İcra-İflas Hukuku, alacaklının elindeki bir alacağı devlet gücü aracılığıyla zorla tahsil edebilmesinin yol ve yöntemlerini düzenler. Süreç, kısa ve kesin sürelere tabi olduğundan, gerek borçlu gerek alacaklı açısından zamanında ve doğru adım atılmaması telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu makalede en sık karşılaşılan üç konu ele alınmaktadır: icra takibine itiraz nasıl yapılır, haciz işlemine itiraz süreci ve istihkak davası.

İlamsız İcra Takibi ve Borçlunun İtiraz Hakkı

Alacaklı, elinde mahkeme ilamı bulunmasa dahi, para ve teminat alacakları için doğrudan icra dairesine başvurarak ilamsız icra takibi başlatabilir (İİK m. 42 vd.). İcra dairesi, alacaklının talebi üzerine borçluya bir ödeme emri gönderir. Borçlunun bu noktada izleyebileceği en önemli yol, ödeme emrine itirazdır.

İcra Takibine İtiraz Süresi ve Usulü

Borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine sözlü veya yazılı olarak itiraz edebilir (İİK m. 62). İtirazda borcun tamamına itiraz edilebileceği gibi, borcun bir kısmına (örneğin faiz oranına veya işlemiş faiz miktarına) itiraz edilmesi de mümkündür; itiraz edilmeyen kısım kesinleşir.

Geçerli bir itirazın en önemli sonucu, icra takibinin kendiliğinden durmasıdır. Takip, alacaklının ya itirazın iptali davası açıp kazanması ya da itirazın kaldırılması yoluna başvurup icra mahkemesinden olumlu karar alması ile yeniden işlerlik kazanır.

İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Arasındaki Fark

İtiraz üzerine duran takibe devam edebilmek için alacaklının başvurabileceği iki farklı yol vardır:

  • İtirazın iptali davası (İİK m. 67): Genel mahkemelerde (asliye hukuk/ticaret mahkemesi) açılan, bir yıllık hak düşürücü süreye tabi, taraflara delil sunma imkânı tanıyan tam yargılamalı bir davadır.
  • İtirazın kesin/geçici kaldırılması (İİK m. 68 vd.): İcra mahkemesinde, alacaklının elinde borcu ikrar eden imzalı bir belge (senet, fatura, kira sözleşmesi vb.) bulunması halinde başvurulan, daha hızlı sonuçlanan bir yoldur.

Hangi yolun seçileceği, alacaklının elindeki belgenin niteliğine göre değişir; bu nedenle takip başlatılmadan önce stratejinin doğru belirlenmesi, sürecin uzamasını önler.

Haciz İşlemine İtiraz Süreci

Ödeme emrine süresinde itiraz edilmemiş veya itiraz kaldırılmışsa takip kesinleşir ve alacaklı, borçlunun mal varlığına haciz uygulanmasını talep edebilir (İİK m. 78 vd.). Ancak haczin usulüne uygun yapılmaması ya da kanunen haczi mümkün olmayan malların haczedilmesi halinde borçlunun başvurabileceği hukuki yollar mevcuttur.

Şikâyet Yolu

Haciz işleminin kanuna aykırı yapıldığı (örneğin haczedilemeyen malların haczi, haciz sırasının usulsüzlüğü, kıymet takdirinde hata) iddiasıyla, icra mahkemesine şikâyet yoluyla başvurulabilir (İİK m. 16). Şikâyet süresi, öğrenme tarihinden itibaren genel olarak yedi gündür; ancak haczin kaldırılmasına ilişkin bazı şikâyetlerde süre şartı aranmaz.

Haczedilemeyen Mallar

Kanun, borçlunun ve ailesinin asgari yaşam standardını koruma amacıyla bazı malları haciz dışı bırakmıştır (İİK m. 82): borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu eşyalar, mesleğini icra için gerekli alet ve makineler, asgari ücretin haczedilemeyen kısmı bu kapsamdadır. Bu malların haczedildiğinin tespiti halinde derhal şikâyet yoluna gidilmesi gerekir.

İstihkak Davası: Üçüncü Kişiye Ait Malın Haczi

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir diğer sorun, borçlunun zilyetliğinde bulunan ancak aslında üçüncü bir kişiye ait olan malların haczedilmesidir. Bu durumda malın gerçek sahibi, malın kendisine ait olduğunu ileri sürerek istihkak davasıaçabilir (İİK m. 96 vd.).

İstihkak davasında ispat yükü, malın bulunduğu yere göre değişir: mal borçlunun elinde ise üçüncü kişi mülkiyetini ispatlamak zorundadır; mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse bu kez ispat yükü, malın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya geçer. Dava, haciz tutanağının tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılmalıdır; bu süre hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması halinde malın gerçek sahibinin hakkı önemli ölçüde zayıflar.

Taşınmazlara ilişkin istihkak iddialarında, tapu sicilindeki kayıtların gerçek mülkiyet durumunu yansıtıp yansıtmadığı tartışmalı hale gelebilir; bu noktada konuyla bağlantılı olarak tapu iptal ve tescil davaları hakkındaki yazımız da yol gösterici olacaktır.

İcra Sürecinde Mal Beyanı ve Borçlunun Yükümlülükleri

Borçlu, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazı kesin olarak kaldırılmışsa, yedi gün içinde icra dairesine mal beyanında bulunmak zorundadır (İİK m. 74). Mal beyanında bulunmayan borçlu hakkında disiplin hapsi uygulanabilir; bu nedenle takip kesinleştikten sonra sürecin takibi, borçlu açısından da büyük önem taşır. Nafaka, kira bedeli gibi alacakların icra yoluyla tahsili sürecinde ortaya çıkabilecek özel uyuşmazlıklara örnek olarak, daha önce paylaştığımız nafaka iadesikonulu Yargıtay kararı incelememize de bakabilirsiniz.

Sonuç

İcra-İflas Hukuku’na özgü süreler son derece kısa ve kesin niteliktedir; yedi günlük itiraz, şikâyet ve istihkak davası süreleri kaçırıldığında telafisi çoğu zaman mümkün olmaz. Hem alacaklı hem borçlu sıfatıyla yürütülen icra takiplerinde, takip stratejisinin baştan doğru kurgulanması ve sürecin bir icra-iflas hukuku avukatı eşliğinde takip edilmesi, hak kayıplarının önüne geçilmesini sağlar. İcra ve iflas hukuku alanında destek almak isteyenler, somut olaylarına özgü değerlendirme için Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk ile iletişime geçebilir.

 

Özdemir Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu

——————————–

*İşbu çalışma içerisinde yer alan değerlendirmeler hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Ayrıca zaman içesinde mevzuatta olabilecek değişiklikler nedeniyle güncel durumu yansıtmayabilecektir.  Bu sebeple paylaşılan değerlendirmelerden ötürü Özdemir Avukatlık Bürosu sorumluluk kabul etmez. Paylaşıma konu çalışma kapsamındaki soru ve sorunlarınız bakımından hukuki danışman görüşü alınması tavsiye olunur.

İCRA TAKİBİNE İTİRAZ

İcra takibine itiraz

İcra takibi ilamlı ve ilamsız olmak üzere ikiye ayrılır. İlamlı icra takibi bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan takip türüdür. İlamsız icra takibi mahkeme kararı bulunmaksızın alacağın tahsili için başlatılabilecek icra takip türüdür.

İlamsız icra takibi alacaklının elinde alacağını kesin olarak ortaya koyan bir mahkeme ilamı, senet, sözleşme vs. bulunmasa dahi icra müdürlüğüne vereceği bir takip talebi ile borçlu aleyhine genel haciz yoluyla icra takibi başlatabilir.

Alacaklı tarafından gerçekleştirilen ilamsız icra takibi itiraz edilmediği taktirde kesinleşir ve borçlunun malvarlığı üzerinde haciz işlemleri gerçekleştirilebilir.

İcra takibine itiraz,

Borçlu olduğu iddia edilen şahıs eğer borçlu değilse veya herhangi bir sebepten dolayı borcu ödememekte haklı olduğunu düşünüyorsa ödeme emrine itiraz etmesi gerekir.  Bu alanda uzmanlığa sahip olarak, hak ve yükümlülükleriniz konusunda bilgi sahibi olmak adına İstanbul icra avukatı Şişli Avukat, Beşiktaş Avukat uzmanlığına danışabilirsiniz. Daha fazla oku “İCRA TAKİBİNE İTİRAZ”

İCRA TAKİBİNE İTİRAZ

Yazımızda İcra Müdürlüğü kanalı ile başlatılmış olan icra takibine itiraz sürecini inceledik. Yazımız genel bilgilendirme amaçlı olup hak kaybına uğramamanız adına bir icra avukatına danışmanızı tavsiye ederiz.

İCRA TAKİBİ NEDİR?

İcra takibi alacaklının borçludan alacağını tahsil edebilmek için icra müdürlüğünde nezdinde başlattığı işlemin hukuki adıdır.

İcra takibi ilamlı ve ilamsız olmak üzere ikiye ayrılır. İlamlı icra takibi bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan takip türüdür. İlamsız icra takibi mahkeme kararı bulunmaksızın alacağın tahsili için başlatılabilecek icra takip türüdür.

İlamsız icra takibi alacaklının elinde alacağını kesin olarak ortaya koyan bir mahkeme ilamı, senet, sözleşme vs. bulunmasa dahi icra müdürlüğüne vereceği bir takip talebi ile borçlu aleyhine genel haciz yoluyla icra takibi başlatabilir. Daha fazla oku “İCRA TAKİBİNE İTİRAZ”

TAŞINMAZ REHNİ – İPOTEK

Ayni haklara dolayısıyla bir ayni hak olan taşınmaz rehnine (ipotek) hakim olan başlıca iki ilke belirlilik ve açıklık ilkesidir. Ayni hakların temel özelliğinin herkese karşı ileri sürülebilir olmasından kaynaklanan ve bu nedenle ayni hakkın herkes tarafından bilinmesi gerekliliği açıklık ilkesini, açıklık ilkesi ile hak sahipleri dışında da üçüncü kişilere eşya üzerinde ayni bir hak olduğu gösterilmekte ve üzerinde ayni bir hak sahipliği bulunan eşyanın ne olduğunun herkes tarafından anlaşılabilir kesin çizgilerle belirtilmesi gerekliliği de belirlilik ilkesini meydana getirmektedir. Bu iki ilke sayesinde taşınmaz rehnin sınırları belirlenmekte ve üçüncü kişiler tarafında bilinebilmektedir. Bu yazımızda taşınmaz rehni  yani diğer adıyla taşınmaz ipoteğini inceleyeceğiz.

Daha fazla oku “TAŞINMAZ REHNİ – İPOTEK”

İRTİFAK HAKLARINA İLİŞKİN İLAMLARIN İCRASI

İcra, borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü olduğu bir şeyi devlet zoruyla yerine getirmesinin sağlanmasıdır. Borçlu tarafından yerine getirilmeyen edim bir para veya teminat alacağı olabileceği gibi bir işin yapılması, yapılmaması veya bir irtifak hakkının tesisi ya da kaldırılması şeklinde edimler de olabilir. Yerine getirildiği taktirde alacaklı için bir yarar sağlayan edimler hukuken korunarak cebri icranın konusunu oluşturabilmektedir. Ancak bu edimin yani alacağın cebri icraya konu edilebilmesi için sadece alacaklıya menfaat sağlaması yetmez. Bunun yanında bir takım şartlar da gerekmektedir. Daha fazla oku “İRTİFAK HAKLARINA İLİŞKİN İLAMLARIN İCRASI”